Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18°C
Gök Gürültülü

Türk Kültür ve Medeniyeti

02.10.2018
164
A+
A-

 

 

Orta asya da ilk kurulan Türk topluluğu hangisidir?

-İskitler(Sakalar)

Orta asyada kurulan ilk Türk devleti hangisidir?

Asya Hun Devleti

İlk müslüman Türk devleti hangisidir? 

İtil Bulgarları olarak kabul edilmektedir fakat Orta Asyada diye sorulursa  Karahanlılar olacaktır cevap.

Museviliği Kabul Eden Tek Türk Devleti hangi devlettir? 

Hazarlar

 

TÜRK TARİHİ VE KÜLTÜRÜ

 

Tarihte ilk kez Türk adına Orhun kitabelerinde rastlanmıştır. Bu kitabelerde “Türk” adı güç, kuvvet anlamında kullanılmıştır. Burada Türük, Törük olarak geçmektedir. Wambery, 1879’da Türk adının “Türemek” fiilinden geldiğini ileri sürmüştür. Kaşgarlı Mahmut, ilk Türkçe lugat (sözlük) olan Divan-ı Lugat-it Türk adlı eserinde Türk adına “Olgunluk çağı” anlamını vermiştir. Ziya Gökalp ise Türk adının anlamını “Türeli” töre sahibi diye açıklamıştır.

 

ORHUN KİTABELERİ

 

Orhun Kitabeleri’nin Türk tarihindeki önemi nedir?

Türk adının geçtiği ilk belgedir. Türk tarihine ait ilk yazılı kaynaktır. Türk kültürüne ait ilk edebi eserdir.

TÜRKLERİN GÖÇEBE HAYAT SÜRMELERİNİN NEDENLERİ

– Orta Asya ‘nın iklim özellikleri en önemli nedendir.
– Yağışların yetersiz olması
– Irmaklardan sulamada yararlanılamaması
– Hayvanları besleyebilmek için otlak arama zorunluluğu
– Karın uzun süre toprak üzerinden kalkmaması
– Yaz,kış iklim farklılığı

TÜRKLERİN ORTA ASYA’DAN GÖÇ ETME SEBEPLERİ

Kuraklık
Şiddetli kışlar
Nüfus artışı ve toprakların yetersizliği
Hayvan hastalıkları
Kendi aralarındaki mücadeleler
Siyasi ve askeri dış baskılar

ORTA ASYA GÖÇLERİNİN SEBEPLERİ

1. Orta Asya nüfusu azaldı
2. Bazı kültür ve medeniyetler yıkıldı.
3. Türk kültürü farklı bölgelere taşındı. Türkler gittikleri bölgelere uygarlıklarını yaydılar.
4. Kalan boylar büyük Türk devletleri kurdular.(Büyük Hun Devleti)
5. Göç eden Türklerden bazıları kültürel anlamda eridiler.

BÜYÜK HUN (Asya Hun) DEVLETİ

Tarihte bilinen ilk Türk devletidir.
Orta Asya’nın hemen hemen tamamında hüküm sürmüşlerdir.
Bilinen ilk hükümdarı Teoman’dır.
Teoman Çin içlerine kadar ilerlemiş, Çinliler bu akınlara karşı “Çin Seddi” ni inşa etmişlerdir.
En parlak devirleri Oğuz Kağan adıyla bilinen Mete dönemidir.

ASYA HUN DEVLETİNDE METEHAN DÖNEMİ 

Asya’da ilk kez Türk siyasi birliğini kurmuştur.
İpek yolu denetimini ele geçirmiştir.
Orduda ilk kez onlu sistemi kullanmıştır.
Çin Seddi’ni aşarak Çin’i yenilgiye uğratmış,vergiye bağlamıştır.

Metehan neden Çin’i işgal etmemiş de vergiye bağlayarak dışardan yönetmiştir?

Çünkü Güçlü Çin kültürü içinde Türklerin asimile olmasını istemeyen Mete ,Çin’i vergiye bağlayarak dışardan yönetmiştir.

BÜYÜK HUN DEVLETİ NEDEN YIKILDI?

Devletin zayıflamasına ve yıkılmasına neden olan en önemli faktör devlet yönetiminin bozulmasıdır.

Çin’in evlilikler yoluyla Hunlar’ın içişlerine karışması diğer bir nedendir.

İpek yolu denetiminin Çin’in eline geçmesi ekonomik açıdan Hunlar’ı kayıba uğratmıştır.

ÖNEMLİ: Tarih boyunca Türk devletlerinin kısa sürede yıkılmalarında etken olan en önemli neden belirli bir veraset sisteminin olmayışıdır.

KAVİMLER GÖÇÜ

Kuzey Hunları’nın Balamir komutasında Hazar’ın ve Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya göç etmesiyle başlayan, Vizigotlar, Ostrogotlar, Vandallar, Süevler, Angıllar, Saksonlar, Franklar gibi kavimlerin yerlerinden göç etmeleriyle meydana gelen olay Kavimler Göçü’dür.

Kavimler Göçü’nün Sonuçları

Avrupa’da Hun Devleti kurulmuştur.
Roma İmparatorluğu,ikiye ayrılmış, sonunda Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır.(M.S.476)
İlkçağ’ın sonu, Ortaçağ’ın başlangıcı olmuştur.
Avrupa’da krallıklar sarsılmış, feodalite (derebeylik) denilen yönetim şekli yaygınlaşmıştır.
Günümüz Avrupa milletlerinin temelleri atılmıştır.

AVRUPA HUN DEVLETİ

Balamir’den sonra oğlu Uldız devletin başına geçti.

Uldızın Dış politikası şu şekildedir:

Bizans’ı sürekli baskı altında tutmak
Batı Roma ile iyi ilişkiler kurmak.
Uldız ve Karaton’dan sonra devleti dört kardeş birlikte yönetmiştir. (Muncuk, Rua, Oktar, Aybars)

Atilla’nın Bizans Seferleri

Margus Barışı
Anatolyos Barışı

Atilla’nın Batı Roma Seferleri

Galya (Fransa) Seferi
İtalya Seferi

GÖKTÜRK DEVLETİ

Tarihte Türk adıyla kurulan ilk Türk devletidir.
Avar egemenliğine son vererek Orta Asya’ya hakim olmuşlardır. Kurucusu Bumin Han’dır. Merkezi Ötüken’dir.
Bumin Han ,devletin batısına kardeşi İstemi’yi yabgu ünvanıyla yönetici olarak göndermiştir.

Mukan Kağan devri , Göktürkler’in en parlak dönemidir.

Devletin sınırları Japon Denizi’nden Hazar Denizi’ne,Hindistan’dan Sibirya’ya kadar uzanmıştır.
Mukan Kağan’dan sonra Göktürk birliği bozuldu. Bumin’in çocukları ve İstemi Yabgu’nun oğulları arasında birlik sağlanamadı. Doğu ve Batı olmak üzere devlet ikiye ayrıldı.
Asya’da kurulan diğer Türk devletlerinde olduğu gibi Göktürkler’in de yıkılış nedenlerine bakıldığında;
Belirli bir veraset sisteminin olmayışı
Çin baskısı ve kültür
İpek Yolu denetiminin kaybedilmesi en önemli nedenler olarak gösterilebilir.

İKİNCİ GÖKTÜRK (KUTLUK) DEVLETİ

Göktürkler’in Çin egemenliğinde yaşadıkları 630-680 yılları arasındaki döneme “ESARET DEVRİ” denilmektedir. Kutluk Kağan (İlteriş Kağan) devleti yeniden kurdu. Kardeşi Kapgan Dönemi ‘nde devletin dış politikası üç ana temel üzerine kurulmuştur:
Çin’i baskı altında tutmak
Çin’de dağınık yaşayan Türkleri toplamak
Asya’daki tüm Türk boylarını Göktürk egemenliğine almak
En parlak dönemlerini Bilge Han ve kardeşi Kültigin devrinde yaşadılar.
Vezirleri Tonyukuk (Kutluk Kağan döneminden beri vezir) bu dönemde devletin iç ve dış politikasına yön verdi.
Önce Tonyukuk’un ,ardından Kültigin ve Bilge Han’ın ölümleri ile dağılma belirtileri görülmeye başlandı.
Göktürk egemenliğine Karluklar,Basmiller ve Uygurlar birleşerek son verdiler.

UYGURLAR

Kutluk Devleti’nin yıkılmasından sonra Kutluk Bilge Kül Kağan tarafından kurulmuştur.
Ordubalık (Karabalasagun) şehrini kurarak merkez yapmıştır.
Moyen-Çur döneminde en parlak devirlerini yaşadılar.
Yerleşik yaşama geçen ilk Türk devletidir.
Maniheizm dinini benimsemeleri yerleşik yaşama geçmelerinde en önemli etkendir.
Bu dönemde Abbasiler ile Çin arasında yapılan Talas Savaşı (751) Uygurlar’ın genişlemesi için bir fırsat vermiştir. Bu savaştan sonra Çin doğuya çekilmiştir. Çin ile yakın ticari ilişkiler kurmaları, yönettikleri boyların ayaklanmaları sonucu zayıfladılar.

İkiye ayrıldılar:

Sarı Uygurlar
Turfan Uygurları

UYGURLARIN TARİHTEKİ ÖNEMİ

İlk kez yerleşik hayata geçen Türk devletidir.
İlk kez yabancı dinleri benimseyen Türk devletidir.(Maniheizm, Zerdüştlük)
İlk kez kağıt ve matbaayı kullanmışlardır.
Mimarlık alanında ilk eserler verilmeye başlanmıştır.

KIRGIZLAR

Günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Önce Göktürklerin ,sonra Uygurların egemenliğinde yaşadılar.
Uygur Devleti’ni yıkarak ,kendi devletlerini kurdular.
1207’de Moğol hükümdarı Cengiz Han, Kırgızları hakimiyeti altına almıştır.
Moğol hakimiyetini tanıyan ilk Türk kavmidir.
Önemli edebi eserleri Manas Destanı’dır.

SABARLAR
Büyük Hun Devleti’ne bağlı olarak yaşadılar.
Avarların baskısıyla Kafkaslar’ın kuzeyine yerleştiler.
Bizans ve Sasanilerle ilişki kurup,Anadolu’ya geldiler.
Bizanslılar tarafından Kafkaslar’daki hakimiyetlerine son verildi.
Sibirya’ya ismini veren Türklerdir.
AVARLAR
Kavimler Göçü sonrasında Asya’da kurulmuştur.
Göktürkler’in baskısıyla Avrupa’ya göç etmişlerdir.
Franklar’la mücadele etttiler.
Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u iki kez kuşattılarsa da alamadılar.
Frank saldırıları sonucu yıkıldılar.
Bugünkü Slav topluluklarının oluşmasında rol oynadılar.

HAZARLAR
Göktürkler’in yıkılmasından sonra bağımsız Hazar Devleti’ni kurmuşlardır.
Bizans ile işbirliği yaparak Sasaniler’le mücadele ettiler.
Hz.Osman döneminde ilk kez müslüman Araplarla savaştılar.
Emeviler döneminde mücadeleler sürdü ve Hazarlar barış istemek zorunda kalmıştır.
Musevilik dinini benimseyen tek Türk devletidir.
BULGARLAR
Büyük Hunlar’a bağlı olarak Ural –Volga nehirleri bölgesinde yaşadılar.
Ogurlar olarak bilinirler.Avrupa Hunları ‘nın dağılmasından sonra Hunlarla karışıp, Bulgarlar olarak anıldılar.(Kelime anlamı karışmaktır.)
Göktürk egemenliğinden sonra Büyük Bulgarya adıyla kendi devletlerini kurdular.Hazarlar’ın baskısıyla parçalandılar.
İtil Bulgarları (Volga Bulgarları)
10.y.y.’da İslamiyeti kabul ettiler.
1237’de Moğollar tarafından yıkıldılar.
Devletin başkenti Bulgar şehri,daha sonra Rus istilasına uğradı ve Bulgarlar tamamen dağıldı.
Tuna Bulgarları
7.yy’da devlet kurdular.Bizans ve Avarlar ile mücadele ettiler.Bizans Devleti tarafından yıkıldılar.
Hristiyanlığın Ortodoks mezhebini kabul ederek, Slavlaştılar.
TÜRGİŞLER
Batı Göktürkleri meydana getiren On- Oklar’ın bir koludur.
İkinci Göktürk (Kutluk) devleti kurulunca onların egemenliğine girmişlerdir.
Su-lu Kağan döneminde Maveraünnehir’i fetheden Emeviler ile savaşmışlardır.
Çin etkisiyle Sarı ve Kara Türgişler olmak üzere ikiye ayrıldılar.
Karluklar Türgiş egemenliğine son verdiler.
●Türgişler , Emeviler’in Orta Asya’da ilerleyişlerini durdurarak, Orta Asya’nın Araplaşmasını önlediler.
KARLUKLAR
Göktürkler’in bir koludur.
Uygurlar ve Basmiller ile birleşen Karluklar İkinci Göktürk Devleti’nin yıkılmasında rol oynadılar.
751 ‘de Abbasiler ile Çin arasında yapılan Talas Savaşı’nda müslüman Araplar’ın yanında yer aldılar. Savaşın Araplar tarafından kazanılmasında önemli rol oynadılar.
İslamiyeti benimseyen ilk Türk boyu Karluklar’dır.
İlk Türk İslam devleti olan Karahanlılar’ın kurulmasında önemli rol oynamışlardır.

MACARLAR
Ogurların Onogurlarla zamanla karışması sonucunda Macar kavmi oluşmuştur.
Bir dönem Hazar egemenliğinde yaşayan Macarlar,daha sonra bugünkü yurtlarına yerleşmişlerdir.
10.y.y.’da Hristiyanlığı benimseyerek Türklük özelliklerini kaybettiler.
PEÇENEKLER
Göktürk egemenliğinde yaşayan Peçenekler VIII.yüzyılda Oğuzların baskısıyla Hazar Denizi’nin kuzeyine yerleştiler.
Ruslar’la savaşarak onları yenilgiye uğrattılar.
Macarlar’ın bugünkü yurtlarına yerleşmelerinde rol oynadılar
İzmir civarında bir beylik kurmuş olan Çaka Bey ile anlaşarak Bizans Devleti’nin başkenti İstanbul’u kuşatmak istediler.
Peçenekler’e karşı Kumanlar’ı kullanan Bizans başarılı olmuş,Peçenekler ağır bir yenilgiye uğramışlardır.
Bu dönemden sonra zamanla Balkan toplulukları arasında eriyip kayboldular.
OĞUZLAR
Türk milletinin en kalabalık ve tarihte en önemli rolü oynayan koldur.
Göktürkler’in yıkılışından sonra Oğuzlar, Hazar Denizi ile Aral gölü arasındaki bölgeye yerleşip,Oğuz Yabgu Devleti’ni kurdular.
Bu devletin yıkılışıyla batıya göç ederek Balkanlar’a kadar geldiler.Bizanslılar onları “Uz” diye adlandırmışlardır.
Malazgirt Savaşı’nda Selçuklu ordusunda yer aldılar.
Horasan bölgesine yerleşen Oğuzlar,Büyük Selçuklu Devleti’ni kurdular.
KIPÇAKLAR
IX.Yüzyılda Karadeniz’in kuzeyine yerleşen Kıpçaklar ,Bizans kaynaklarında “Kumanlar” olarak geçmektedir.
Moğol saldırlarıylaMacaristan’a ve Balkanlar’a kadar geldiler.
X.Yüzyılda Oğuzlar ile yaptıkları savaşlar Dede Korkut Hikayeleri’nin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Ruslar’ın Karadeniz’e inmelerini geciktirerek tarihte önemli bir rol oynamışlardır.
DEVLET YÖNETİMİ
İslamiyetten önce Türkler devlete İL veya EL demişlerdir.
Türkler Hükümdarlarına Şanyü,Tanhu, Hakan, Han, Yabgu, İlteber, İdi-kut,gibi ünvanlar vermişledir.
Türk hükümdarlarının tahta çıkışı tarih boyunca kaç değişik şekilde meydana gelmiştir?
Hanedan üyeleri arasında siyasi ve askeri mücadeleyi kazanan hükümdar olarak tahta çıkıyordu. (En sık rastlanan durum)
Hükümdarın rakipsiz aday olması(Bu durumda taht kavgası olmadan başa geçiyordu.)
Seçim Usulü (Kengeş, toy veya kurultay denilen devletin ileri gelenlerinden oluşan meclisin toplanarak hanedan üyelerinden birini tahta geçirmesi.
Ekber ve Erşed(En yaşlı ve Olgun) olanın başa geçmesi. (Bu yöntem I. Ahmet zamanından itibaren sadece Osmanlı Devleti’nde uygulanmıştır.)
Kimler Türk devletlerinde hükümdar olabilirdi?
Hanedandan olan bütün erkeklerin hükümdar olma hakları vardı. (Kardeşler, kardeş çocukları, amca, amca çocukları ve diğer hanedan üyeleri.)
Kut anlayışı nedir?
Türkler devleti yönetme yetkisinin TANRI tarafından verildiğine inanıyorlardı.
Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına KUT diyorlardı. KUT’un kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanıyorlardı.
Türk Devletlerinde hükümdar yönetimi kolaylaştırmak için ülkeyi SOL(Doğu) ve SAĞ(Batı) olmak üzere ikiye ayırırdı. Ortada (Merkezde) ise asıl hükümdar bulunurdu. Sağ ve Solda ise Hanedan üyelerinden YABGU’lar bulunurdu.
MECLİS VE HÜKÜMET
Türk Meclislerine TOY, KURULTAY veya KENGEŞ denilirdi. Kurultay’da devletin ana meseleleri görüşülür, hükümdarın ölümü, savaş veya milli felaketlerde kurultay toplanırdı. Son söz daima hükümdarın olurdu.
Bu durumda Kurultay Danışma Meclisi işlevi görür.
Diğer devlet görevlileri:
AYGUCI : Hükümet başkanı(başbakan)
BUYRUK : Bakan
TAMGACI: Dış siyaset işlerini yürüten görevliler
TİGİN : Hükümdar çocukları (Tekin)
ŞAD : Diğer Hanedan mensupları
SOSYAL HAYAT
Göçebe toplum yapısına göre halk ekonomik ve dini özgürlüğe sahipti.
Toplumda soyluluk ya da kölelik yoktu.
Keçeden yaptıkları çadırlarda ya da atlı arabalarda yaşarlardı.
Toplumsal sınıflar oluşmamıştır.
ORDU
İlk Türk devletleri askeri temeller üzerine kurulmuştur.
Türkler’de bu nedenle ORDU MİLLET anlayışı ortaya çıkmıştır.
Askerlik özel bir meslek sayılmaz,kadın erkek herkes doğuştan asker sayılırdı.
Ordu ücretli değildi.
Her an savaşa hazır durumda olurdu.
Ordunun temelini atlı askerler oluştururdu.
İlk düzenli Türk ordusu Büyük Hun Devleti Hükümdarı Mete Han tarafından kuruldu.
Türk ordusunda ilk kez ONLU SİSTEMİ uyguladı.Bu sistemle;
Ordunun hızlı hareket etmesi ve sevkiyatı kolaylaşmıştır.
HUKUK
Türklerde yazılı olmamakla beraber, gelişmiş bir hukuk anlayışı vardı. Bu hukuk kurallarına TÖRE(Türe) denilirdi.
Hükümdarın başkanlık ettiği ve siyasi suçlara bakan yüksek mahkemeye YARGU adı verilirdi.
YARGANLAR(Yargucu) idaresindeki mahkemeler ise adi suçlara bakarlardı.
Türklerde yazılı hukuk kurallarının gelişmemesinde en önemli etken ne olabilir?
Göçebe toplum yaşantısı
DİN VE İNANIŞ
İslam öncesi Türklerin din ve inanışlarını şu dört grupta toplayabiliriz:
1. Tabiat Kuvvetlerine İnanma
2. Atalar Kültü
3. Şamanizm
4. Gök tanrı Dini
Tek bir Tanrının evreni yarattığına ve gökte oturduğuna inanıyorlardı.
Öldükten sonra dirileceklerine inandıklarından, ölülerini atı, eşyaları ve silahıyla birlikte gömüyorlardı.
Türkler arasında ayrıca Maniheizm (Mani dini), Budizm, Musevilik, Hırıstiyanlık gibi dinlerde yayılmıştı.
Ölülerini KURGAN adı verilen mezarlara gömerlerdi.
Mezarın yanına ,ölen kişinin hayattayken öldürdüğü düşmanların,taştan yontulmuş tasvirleri dikilirdi. Bu taşlara BALBAL denirdi.
EKONOMİK HAYAT
Göçebe bir hayat yaşayan Türkler belirli iki merkez arasında (yaylak-kışlak) hayatlarını sürdürürlerdi.
Hayvancılık temel geçim kaynağıydı. Koyun, keçi, at en çok beslenen hayvanlardı. Bunun dışında sığır, katır ve deve de yetiştirilirdi.
Tarım da gelişmişti. Arpa, buğday, darı gibi tahılları yetiştiriyorlardı.
Savaşlarda elde edilen ganimetler ve devletlerden alınan vergiler gelir kaynaklarıydı.
Ticaret önemli bir gelir kaynağıydı. Türkler İPEK YOLU ve KÜRK YOLU üzerinde yoğun ticaret yapmışlardır.
YAZI, DİL VE EDEBİYAT
Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur, Soğd, Brahmi, Süryani, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır.
Göktürk (Orhun) Alfabesi: 38 harften meydana gelir. Göktürk yazısına ilk defa Orhun Nehri kıyısındaki kitabelerde rastlandığı için ORHUN ALFABESİ de denir.
Uygur Alfabesi: 18 harften meydana gelir. Uygurlar bu alfabeyi Soğd alfabesinden yararlanarak hazırlamışlardır.
GÖKTÜRK ALFABESİ
Orhun Kitabeleri
Kırgızlara ait Karabalasagun yazıtı
Türkler’in en önemli edebiyat ürünleri destanlardır. Başlıca Türk Destanları:
Hunların Oğuz Kağan Destanı
İskitlerin Alper Tunga Destanı
Göktürklerin Ergenekon Destanı
Uygurların Göç ve Türeyiş Destanları
Kırgızların Manas Destanı
BİLİM VE SANAT
Türkler 1 yılı 365 gün 5 saat olarak hesaplayarak, 12 hayvanlı Türk Takvimini oluşturmuşlardır.
Uygurlar tahta harflerden matbaayı ve pamuktan kağıdı yapmışlardır.
Madencilikte özellikle de demircilikte ileri gitmişlerdir. (Kazakistan’ın başkenti Alma Ata yakınlarında bir kurgandan çıkarılan “Altın Adam Heykeli” Türk maden sanatının ne kadar geliştiğini gösterir.)
Eşya ve binalarda HAYVAN USLUBÜ denilen, hayvan figürlerini kullanmışlardır.
HALI Türklerin Dünya medeniyetine bir katkısıdır. (Altaylarda Pazırık Kurganı’nda bulunan halı dünyanın en eski halısıdır.)

Büyük Selçuklu Kültür ve Medeniyeti

1) Devlet Yönetimi: Oğuz geleneklerine göre yönetilen Selçuklularda, ülke hükümdar ve ailesinin ortak malı sayılırdı. Ülkeyi yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılır ve buna Kut Anlayışı denilirdi.

Selçuklu devletinden ülkenin hükümdarın ve ailesinin ortak malı sayılması sık sık taht kavgalarına yol açardı. Bu bilgi kpss sorularında ve kpss deneme sınavlarında bolca karşımıza çıkmaktadır
Halife tarafından onaylanan Hükümdarlar adına hutbe okunurdu. Hükümdarlar sınırsız yetkiye sahip değillerdi. Törelere ve İslamiyet’e uygun hareket etmek zorunda olan hükümdarların çocukları da vilayetlere yönetici olarak gönderilmekteydi.

Buradaki amaç hükümdar çocuklarının yönetim tecrübesi kazanmasıdır.
Selçuklu Devletinde devlet işleri Divan-ı Saltanatta (Büyük Divan) görüşülürdü. Eğer divanda herhangi bir karar alınacaksa bu kararlar sadece Sultan onaylarsa geçerli olurdu. Sultan olmadığı zaman Büyük Divana vezir başkanlık etmekteydi.

Divan-ı Saltanat bu yönüyle danışma kuruluna ya da bakanlar kuruluna benzetilebilir.
Selçuklu devletinde Sultan ve vezirin dışında Müşrif, Müstevfi ve Ariz denilen görevliler de bulunurdu. Bu görevlilerin ayrıca kendi divanları bulunur ve toplantılarını gerçekleştirmekteydiler. Bunlara bir göz atalım.

Divan-ı İstifa: Maliye ve ekonomi işleri ile ilgilenen birimdir. Müstevfi başkanlığında toplanır.
Divan-ı İşraf: Askeri ve hukuk işleri dışında kalan diğer işleri denetlemekle görevi olan birimdir. Müşrif başkanlığında toplanır.
Divan-ı Arz: Ülkenin asker ve ordu işlerini yürütmekle görevli olan birimdir. Ariz başkanlığında toplanır.
Divan-ı Tuğra: Devletin iç ve dış yazı işlerini yürütmekle görevli olan birimdir.
Kpss genel kültür tarih dersine ait Büyük Selçuklu Devletinde ülke, eyaletlere ayrılarak yönetilmiştir. Bu bilgilerle beraber Selçuklu Devleti ile ilgili aşağıdaki terim ve unvanları unutmayalım.

Menşur: Hükümdar adına hutbe okunması.
Alem: Bayrak
Hilat: Hükümdar giysisi.
Çetr: Saltanat şemsiyesi.
Nevbet: Büyük davul.
Sikke: Para.
Melik: Eyalet başlarına atanan aile mensupları.
Atabey: Meliklerle beraber tayin edilen ve onları eğiten bilgili ve tecrübeli devlet adamları.
Şıhne: Askeri vali.
Amid: Sivil vali.
Amil: Bulunduğu şehrin maliyecisi.
Muhtesip: Belediye işlerinden sorumlu.
Subaşı: Şehrin güvenlik ve asayişinden sorumlu.

Atabeyin Osmanlılarda karşılığı Lala’dır.
Büyük Selçuklu Devletinde hükümdarlık alametleri hutbe okutmak, para bastırmak, taht, bayrak, çetr, asa, hilat, nevbet, tuğ ve tuğradır.
2) Ordu Yönetimi: Selçuklu Devletinde ordu onluk sisteme dayanmaktadır. Ayrıca ordu 3 ana bölümden oluşmaktaydı.

a) Guleman-ı Saray (Guleman-ı Hassa) Ordusu: Çeşitli milletlerden küçük yaşlarda esir edilerek ya da satın alınan çocukların eğitilmeleri ile meydana gelen ordudur. Guleman-ı Hassa ordusu Sultana bağlıdır ve Sultanın güvenliğinden sorumlu ordudur. Kelime anlamı köle olan Gulam kökünden, Guleman-ı Saray askerleri aklımıza gelmelidir. Bu askerlerinin 3 ayda bir aldığı maaşa Bistegani adı verilirdi.

Guleman-ı Saray askerleri Osmanlıdaki Kapıkulu Askerlerine örnek teşkil edecektir.
b) İkta Ordusu (Eyalet ordusu – Sipahi ): Toprak sistemine dayalı olan bu ordu, ikta sahipleri tarafından yetiştirilen en kalabalık orduyu oluşturmaktadır.

İkta ordusu Osmanlıdaki Tımarlı Sipahi ordusunun oluşmasına temel hazırlamıştır.
İkta sistemi ilk olarak Hz Ömer zamanında uygulanan bir sistemdir.
c) Yardımcı Kuvvetler: Bağlı devlet beyliklerinin askerleri, bazı devlet adamlarına bağlı askerler ve gönüllülerden oluşan yardımcı kuvvetler savaş zamanı orduya katılan kuvvetlerdir.

3) Toprak Yönetimi: Büyük Selçuklu Devletinde toprak devletin mülkiyeti ve kontrolü altındaydı. Bu topraklar dörde ayrılmaktadır.

Has Arazi: Bu toprakların geliri Sultan, Sultanın ailesi ve yakınlarına aittir.
İkta Arazi: Maaş karşılığı asker beslemek şartıyla geliri devlet adamları ve memurlara verilen arazilerden oluşmaktadır. Bu sistemde ikta sahipleri, elde ettikleri gelirle hem kendi geçimlerini sağlamakta hem de elde bulunan askerlerin masraflarını karşılamaktaydılar.
İkta sistemi Osmanlıdaki Tımar sistemi yani dirlik sistemine öncülük edecektir.
Mülk Arazi: Devlete uzun süre hizmet etmiş ya da üstün hizmetlerinden ötürü şahıslara verilen özel mülk arazilerinden oluşmaktadır.
Vakıf Arazi: Sosyal tesisler ve hayır işlerine geliri aktarılan topraklardır.
Vakıf arazi olarak belirlenen toprak başka türlü hiçbir şekilde artık kullanılamazdı.
4) Hukuk Sistemi: Kpss genel kültür tarih konusunda İlk Türk İslam Devletleri içinde yer alan Selçuklularda hukuk sistemi örfi ve şer’i olarak ikiye ayrılmaktaydı. Şer’i Hukuk işlerine yani dine dayalı olan hukuk işlerine Kadı’l Kudad başkanlığındaki kadılar bakmaktaydı. Örfi hukuk yani geleneklere dayalı hukuk işlerine de Emir-i Dad başkanlığındaki mahkemeler bakmaktaydı. Ordu içinde çıkabilecek her türlü anlaşmazlıklara ise Kazasker yani Kadıasker bakardı.

Büyük Selçuklu Devletinde halkın dilek ve şikayetlerinin dinlendiği ve hukuk işlerine bakıldığı sultan başkanlığında toplanan divana Divan-ı Mezalim adı verilmekteydi.
5) Yazı, Dil ve Edebiyat: İlk Türk İslam devletleri içinde yer alan Selçuklu Devleti İslamiye’ti kabul ettiğinden dolayı diğer ilk Türk İslam devletleri gibi İslamiyet’ten etkilenmiş ve yazı dili olarak Arap alfabesi kullanılmıştır. Halkın yüksek çoğunluğu Araplar ve Farslardan oluştuğu için edebiyatta da doğal olarak Arap ve Fars etkisi görülmeye başlamıştır.

Selçuklu Devletinde bilim dili Arapça, resmi yazışmalar Farsça, günlük konuşma dili ise Türkçe olmuştur.

Dildeki bu çeşitlilik, Türk dilindeki gelişmelerin yavaşlamasına sebep olmuştur.
6) Bilim ve Sanat: Kpss tarih konuları içinde Büyük Selçukluda yer alan en önemli bilim kurumlarını medreseler oluşturmaktaydı. İlk olarak Tuğrul Bey zamanın açılan medreselerin en önemlisi Vezir Nizamülmülk tarafından Bağdat’ta açılan Nizamiye Medresesidir.

Nizamiye Medresesi Dünyanın ilk Üniversitesi sayılmaktadır ve sonraki devletlere örnek teşkil etmiştir.
Ayrıca Vezir Nizamülmülk tarafından oluşturulan Siyasetname adlı eser de hükümdarlara devlet yönetimi ve düzeni hakkında bilgi veren bir eser niteliği taşımaktadır.

Selçuklu Devletinde bilim alanında Astronomi dalında da önemli çalışmalar mevcuttur. Ömer Hayyam tarafından oluşturulan bir kurul, Takvim-i Celali ve Takvim-i Melikşah adında bir takvim meydana getirmiştir.

Türkler tarih boyunca 12 Hayvanlı Türk Takvimi, Takvim-i Celali, Hicri Takvim, Rumi Takvim ve Miladi Takvim kullanmışlardır.
Bunların dışında ilk Türk İslam devletleri ve Selçuklu Devletinde en fazla gelişme göseren sanat dalı mimari olmuştur.

İlk Türk İslam mimarilerine türbe, cami ve kervansaray şeklinde Karahanlılarda rastlanmaktadır.
Süsleme sanatı, halıcılık, çinicilik, minyatür, hat sanatı ve seramik yapımı da bu dönemlerde yaygınlaşmıştır.

Resim ve heykel sanatları İslamiyet’e geçişle birlikte bu dallardaki gelişme durmuş, bu dallara verilen önem minyatür ve hat sanatları alanına yoğunlaşmıştır. Minyatür İslamiyet öncesinden beri süre gelirken, Hat sanatı yani İslami yazı yazma sanatı bu dönemden itibaren yoğunlaşmış ve bu alanlarda önemli eserler meydana gelmiştir.
* İlk Türk İslam Devletleri ve Selçuklu Devletinde yer alan mimar eserler:

Tolunoğulları: Tolunoğlu Camii.
Karahanlılar: Kara Ayşe Bibi Türbesi
Gazneliler: Mahmut Bendi ve Zafer Kuleleri.
Büyük Selçuklu Devleti: Zavere Camii, Mescid-i Cuma, Diyarbakır Ulu Camii, Kazinde yer alan Mescid-i Camii, Gülpayegan Camii, Nizamiye Medresesi, Cihil Dühteran, Herrekan Kümbetleri, Kümbet-i Ali, Kümbet-i Surh, Sultan Sencer Türbesi, Tuğrul Bey Türbesi, Hoca Ahmet Yesevi Türbesi ve İmam-ı Gazali Türbesi Büyük Selçuklu Devletinde yer alan önemli mimari eserler olarak göze çarpmaktadır.

* İlk Türk İslam Devletleri ve Selçuklu Devletinde yer alan bilim adamları:

Farabi: 870-950 yılları arasında yaşamış olan Farabi Pozitif bilimlerin başlangıcını oluşturmuştur. Matematik, fizik, astronomi, mantık, psikoloji ve siyaset alanlarında eserler vererek bilimleri ilk kez sınıflandırmıştır.
Farabi Batıda Alfarabius adı ile ünlenmiş ve eserleri Latin diline çevrilmiştir. Ayrıca Aristo mantığını en iyi yorumlayan bir bilim adamı olduğundan Muallim-i Sani yani İkinci Öğretmen adını almıştır.
İbni Sina: Özellikle Tıp ve felsefe alnında eserler vermiş ve 982-1037 yılları arasında yaşamış olan İbni Sina, Batıda Avicenna adı ile tanınmıştır. El Kanun-u Fit-Tıp adlı kitabı Batı dillerine tercüme edilerek ünivesitelerinde okutulmuştur.
Tıbbın Hükümdarı diye anılan İbni Sina, Hipokrat’tan sonra tıbbın ikinci babası olarak kabul edilmiştir.
Biruni: Kpss tarih dersinde yer alan bir diğer önemli bilim adamı olan Biruni, Gazneliler döneminde 973-1051 yılları arasında yaşamış, astronomi, matematik, coğrafya ve felsefe alanlarında eserler vermiştir. Özellikle Coğrafyanın Türk İslam Dünyasından bir bilim dalı haline gelmesinde önemli bir payı vardır.
Harezmi: 788-850 yılları arasında yaşamış olan Harezmi, matematik, astronomi ve coğrafya alanlarındaki çalışmalarıyla meşhurdur.
Harezmi, matematikte sıfır rakamını kullanan ilk bilim adamıdır.
İbni Rüşt: 1126 – 1198 yılları arasında yaşamış olan İbni Rüşt, Felsefe , tıp ve astronomi üzerinde çalışmalar yapmıştır. Skolastik düşünceye darbe vuran bu bilim adamı Rönesans’ın doğmasında etkili olmuştur.
Er Razi: 1149 – 1210 yılları arasında yaşamış olan Er Razi özellikle Kimya alanında uzmandır ve bir kimyagerdir. Sülfürik asidi bulan bilim adamıdır kendisi.
7) Sosyal ve Ekonomik Hayat: Selçuklu Devleti ve ilk Türk İslam devletlerinde halk yönetenler ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı. Yönetenler askeri ve yüksek derecedeki memurlardan oluşmaktayken, yönetilenler göçebeler, köylüler, şehirliler ya da kasabalılardan oluşmaktaydı.

Sınıfsal farklılıklar yoktur. Dikkat edelim bu noktaya.
Eşitlik, anlayış ve hoşgörünün mevcut olduğu sosyal hayatta memurluklar babadan oğula geçmekteydi.

Her ne kadar sınıf ayrılığı olmasa da memurluğun babadan oğula geçmesi bürokraside egemen bir sınıfın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Ticarete çok önem veren Selçuklu Devleti bir çok kervansaray yaptırmıştır ve ticareti canlı tutmaya çalışılmıştır.

Kervansaray, Türk İslam devletlerinde ticaret yolları üzerine güvenli ticaretin yapılabilmesi sebebiyle inşa edilen konaklamam merkezleridir.
Ribat kervansarayların ilk örneklerini oluşturan ve ilk olarak Karahanlılarda görülen sınır boylarına yaptırılan kalelerdir. Bu kaleler ilk olarak kervanlara barınma olanağı sağlamış ve zamanla kervansaraylara dönmüştür.

OSMANLI DEVLETİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

Devlet Yönetimi

Osmanlı Devletini, Osman Bey soyundan gelen hükümdarlar yönetmiştir. Yönetim babadan oğula geçmiştir. “Ülke hanedanın ortak malıdır” anlayışı I. Murat döneminde “devlet yönetiminin hükümdar ve oğullarına ait olduğu” kural haline gelmiştir. Fatih döneminde, devletin bütünlüğünü korumak için padişahlara kardeşlerini öldürme izni verilmiştir. Bu kanunname ile Osmanlı İmparatorluğu merkeziyetçi ve mutlakiyetçi bir karakter kazanmıştır. XVI. yüzyıl başlarında halifeliğin Osmanlı padişahlarına geçmesinden sonra Osmanlı Devleti, mutlakiyetçi ve teokratik bir imparatorluk haline gelmiştir. Fatih zamanında devletin bütünlüğü için kardeş katli gelenek haline gelmiştir. Bu durum I. Ahmet’e kadar devam etmiştir. XVII. yüzyıl başlarında I. Ahmet’ten sonra veraset sisteminde değişiklik yapılarak “Yönetimin hanedanın en yaşlı üyesinin hakkı olduğu” kabul edilmiştir.
Hükümdarlık alametleri; Para bastırmak, hutbe okutmak ve kılıç kuşanmaktır.
Divan-ı Hümayun: Devlet işlerinin görüşüldüğü yerdir. (Bakanlar Kurulu) Orhan Bey döneminde kuruldu. Divan her milletten ve dinden vatandaşlara açıktı. Fatih dönemine kadar padişahlar başkanlık ederken, Fatih’ten itibaren Divan üyelerinin fikirlerini rahatça söyleyebilmesi için padişahlar Divan toplantılarına katılmamıştır. Bu uygulamadan sonra Divan’a sadrazamlar başkanlık yapmaya başlamıştır. “Son söz padişahındır.”

Divan Üyeleri
Sultan: Devlet yönetiminde en yetkili kişidir.
Vezirazam: Padişahın vekili.(Başbakan)
Vezirler: Bakanlar.
Defterdar: Maliye işlerine bakar.
Nişancı: Padişahın tuğrasını çeker,dirlikleri dağıtır.
Kazasker: Adalet işlerine bakar.
Müftü, Şeyhülislam: Din işlerinden sorumludur.
Kaptan-ı Derya: Deniz kuvvetleri komutanı.
Reis-ül Küttap: Dış işlerden sorumlu,bütün katiplerin lideri.
Yeniçeri Ağası: İstanbul’un güvenliğinden sorumlu,yeniçeri ocağının amiridir.
NOT: Divan danışma meclisi niteliğindedir.

Memleket Yönetimi
Memleket yönetim bakımından üçe ayrılmıştır.
– Merkeze Bağlı Eyaletler: (İstanbul’a yakın)
Anadolu ve Rumeli Beylerbeyliği; dirlik sisteminin uygulandığı ve yıllıksız eyaletlerdir.
Eyaletler sancaklara, sancaklar kaza ve köylere ayrılır. Kazalarda subaşılar(güvenlik),kadılar(adalet)görevlidir.
– Merkeze Bağlı Hükümet ve Beylikler: (İstanbul’a az uzak)
İç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlıya bağlılardı.
Kırım, Eflak, Erdel Beyliği ve Hicaz Emirliği. Hicaz Emirliği dışındakiler yıllık vergi verirler ve ihtiyaç olduğunda orduya asker gönderirlerdi.
– Özel Yönetimli Eyaletler: (İstanbul’a uzak)
Bağdat, Mısır ve Tunus vs. Yıllık vergi verirler. Yöneticilerine Saliyane (yıllık maaş) verilirdi. Bu eyaletlerin gelirleri iltizama verilirdi.(Toprakların kiralanması)Mültezim ise kiralayan kişidir.

Toprak Yönetimi
Toprak İslam Hukukuna göre Öşri,Haraci ve Miri arazi olmak üzere üçe ayrılır.
1- Öşür Arazi: Müslümanlara ait olan topraklar. (Öşür vergisi)
2- Haraci Arazi: Müslüman olmayan halka aittir. (Haraç vergisi) 3-Miri Arazi: Devletin malı olan topraklardır.

Miri Arazi Çeşitleri:
1-Dirlik: Geliri devlet memurlarına ve askerlere görev karşılığı verilen topraktır. Üçe ayrılır;
a) Has: Geliri padişah ve divan üyelerine verilir.
b) Zeamet: İkinci dereceden devlet adamlarına verilir.
c) Tımar: Sipahilere verilir.
Eşkinci Tımarı: Savaşta yararlılık gösterenlere,
Mustahfaz Tımarı: Cami imam ve hatiplerine verilirdi.
Topraklar mutlaka işletilirdi. Toprağı işlemeyenden resm-i çiftbozan vergisi alınırdı.
Dirlik Sisteminin amaçları: Topraklardan yararlanma, gelir arttırma ve üretimde sürekliliği sağlamaktır. Osmanlı ordusunun büyük bir bölümünü oluşturan tımarlı sipahiler sürekli savaşa hazır tutulmuştur. Ülkede güvenlik sağlanmıştır.
2- Vakıf Toprak: Geliri hayır kurumlarına ayrılan arazi.
3- Yurtluk Arazi: Sınır koruma görevlilerine ayrılan arazi.
4- Ocaklık Arazi: Kale muhafızlarına ve tersane giderleri için.
5- Mukataa: Geliri doğrudan doğruya hazineye giden toprak.
6- Malikane: Devlette başarılı olanlara verilir.
7- Paşmaklık: Padişahın kadınlarına ve kızlarına ayrılan arazidir.

Ordu
Ordunun temelini Orhan Bey atmıştır.Yeniçeri ocağının temelini ise I. Murat atmıştır. Ordunun temeli kara ordusudur.
1- Kapıkulu Askerleri: Paralı askerlerdir.Masraflarını devlet karşılar. Devşirmelerden seçilir. Savaşta padişah ve hazineyi korurlar. Piyadeler(yaya), Süvariler(atlı) olmak üzere ikiye ayrılır.
2-Eyalet Askerleri: Sadece savaş zamanında oluşur. Maaş almazlar. Dirlik gelirleriyle beslenirlerdi. Devlet masraf yapmadan bir orduya sahip olmuştur.
3-Yardımcı Kuvvetler: Bağlı beylik ve devletlerden alınan askerler. (Yörükler, sakalar, azaplar, derbentçiler)
Deniz Ordusu: İlk kez Orhan Bey döneminde Karesibeyliği’nden geçmiştir. İlk tersane Yıldırım döneminde Gelibolu’da kurulmuştur. (1391)
Fatih ve Kanuni Döneminde donanma güçlendirilmiştir. Donanma komutanı Kaptan-ı Derya, askerlerine Levent ve Serdar denilmiştir.

Maliye
Maliye Teşkilatı I. Murat zamanında kurulmuştur. Defterdar, mali işlerden sorumlu olan kişidir.
Devletin Gelir Kaynakları:
– Savaş ganimetleri(1/5)
– Vergiler ikiye ayrılır.
a) Şer-i Vergiler; Öşür, Haraç, Cizye
b) Örf-i Vergiler; Ağnam (Hayvan), Avarız (Olağanüstü durumlarda alınan vergi), Çiftbozan (Toprağı işlemeyenden alınan vergi), Otlakiye (Otlak vergisi)…
– Gümrük gelirleri
– Bağlı beylik ve devletlerden alınan vergiler
– Maden,tuzla,orman gelirleri…
* Osmanlı ekonomisinin en güçlü olduğu dönem 15.-16.yy. dır. Fatih Döneminde Venediklilere verilen ayrıcalık, Kanuni Döneminde Fransızlara verilen kapitülasyonlarla Osmanlı zamanla açık pazar haline gelmiştir. Düşük gümrük vergileri ile istenilen amaca ulaşılamamıştır.

İltizam Sistemi
Osmanlı İmparatorluğu’nda XVI. yüzyılda bazı eyaletlerin vergi gelirlerinin açık artırma yoluyla belirli bir bedel karşılığında şahıslara satılmasına iltizam sistemi denilmiştir. Bu kişilere de mültezim adı verilmiştir.
İltizam sisteminin uygulanması sonucunda;
• Devlet eyaletlerin vergi gelirlerini peşin alarak nakit ihtiyacını karşılamış, alınan paralarla yönetici ve askerlerin maaşlarını karşılamıştır.
• Mültezime bırakılan topraklarda asker yetişmemiş, tımarlı sipahilerin önemi azalmıştır.
• Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve gerekli denetimlerin yapılmamasından dolayı halktan fazla vergi alınarak zor duruma düşürülmüştür.

Hukuk
İkili hukuk sistemi vardır.
Örf-i Hukuk: Örf,adet,gelenek,görenek.
Şer-i Hukuk: İslam hukuku.
Mahkemeler herkese açıktı. Davalara kadılar bakardı. Kadılar Kazaskere bağlıydı.
Örf-i hukuk alanında ilk kanunname Kanunname-i Ali Osman’dır.

Sosyal Hayat
Osmanlı Devletinde köyde yaşayan halk; tarım ve hayvancılıkla, şehir ve kasabada oturanlar sanat ve ticaretle, uğraşırlardı. Osmanlı Devleti’nde esnaflar, esnaf ile hükümet ilişkilerini düzenleyen. Lonca adı verilen teşkilatlara üye idi. Her esnaf kendi çalışma alanıyla ilgili bir loncaya üye olarak koruma ve denetim altına girerdi. Osmanlı şehirlerinde ekonomik hayatın temeli durumunda olan loncaların dışında esnaflık ve zanaatkarlık yapmak mümkün değildi.
Loncaların başlıca görevleri;
• Ürünlerin kaliteli yapılmasını sağlamak ve fiyatları belirlemek
• Esnaflarla hükümet arasındaki ilişkileri düzenlemek
• Üyelere kredi sağlamak ve zararlarını karşılamak
• Mesleki eğitim vermek idi.
Müslümanlar ile diğer dinlere mensup olan halk arasında ayrım yapılmamıştır. Osmanlı ülkesinde gayrimüslimler diledikleri işlerde çalışırlar, ibadetlerini serbestçe yaparlar, kendi dillerine ve dinlerine göre eğitim görürlerdi. Bütün halk aynı huzur, güven ve varlık ortamını paylaşarak barış içinde beraberce yaşarlardı. Gayrimüslimler askere alınmamış, bunun yerine askerlik yapabilecek erkekler devlete cizye adıyla vergi ödemişlerdir. Ticaret hayatında sürekli ve istikrarlı bir faaliyet gösteren gayrimüslimler zenginliklerini artırmışlar ve Osmanlı ülkesinde ticari hayata hakim olmuşlardır.

Bilim-Kültür-Edebiyat-Sanat
Osmanlı’da eğitim öğretim medreselerde yapılıyordu. İlk medrese Orhan Bey döneminde kuruldu. Daha sonra; Sahn-ı Seman ve Sahn-ı Süleymaniye medresesi açılmıştır. Medreselerden sonra en önemli okul ise; Enderun mektebidir. Devlet memuru, idareci, komutan ve sanatkar yetiştirmek amacıyla kurulan saray okuluna Enderun denilmiştir. İlk defa II. Murat tarafından Edirne sarayında kurulan bu okul, bazı düzenlemeler yapılarak ve ismi değiştirilerek 1910 yılına kadar devam ettirilmiştir. Devletin resmi dili Türkçe’dir. Yazı dili Osmanlıca’dır. Mimaride ise; Selçuklu ve Bizans’tan etkilenilmiştir. Dini yönden sakıncalı olduğu için resim ve heykelcilik yasaklanmıştır. Bunun yerine; minyatür sanatı ve yazı sanatları gelişmiştir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.